baslik

baslik02

baslik01

 

 


3 SINIF

1. Ders - Numara Eğitimi 1

2. Ders - Papağanlara Cesaret Kazandırma

3. Ders - Konuşmayı Öğretmek

4. Ders - Recall Eğitimi

Recall 1. aşama: "Gel"meye ikna etmek

5. Ders - Diğer hayvanlarla ve çocuklarla geçinme

6. Ders - Yabancılarla Tanıştırma

7. Ders - Davranış Bozuklukları

Isırma
Eşyaları Parçalama
İnatlaşma
Sürekli Bağırma
Kötü Alışkanlıklar

8. Ders - DNA testi

4. SINIF

1. Ders - Numara Eğitimi 2

2. Ders - Matematik ve Genel Kültür Eğitimi

3. Ders - Recall Eğitimi 2

4. Ders - Freeflighting (özgür uçuş)

5. Ders - Papağanlar için Yemek Tarifleri

6. Ders - Üreme

7. Ders - Yavru Bakımı

tiyo TİYO KÖŞESİ

>> Papağanlarınızı suyla spreyleyerek yıkadıktan sonra "saç kurutma makinası" türü bir kurutucuyla "kurutmayın". Bırakın kendi kendine gölgede yada güneşte kurusun. Saç kurutma makinası kuşların neme ihtiyacı olan cildini, gözlerini kurutur. Cildin kuruması tüy yolma nedenlerinden biridir!


ASOSYALLİK

01Asosyallik bilhassa Afrika griler ve galah kakadularda olmak üzere, insanla birlikte yaşayan tüm papağanlarda görülen, akıl ve ruh sağlığıyla ilişkili bir durum. Bunda ne yazık ki ebeveynlerin bilgisizliğinin ve Türkiye'deki şartların etkisi büyük. Asosyalliği olan bir kuş, genel olarak can sıkıntısı, kendini yolma, oyun oynamama, aşırı ürkeklik, tek kişiye bağlanıp diğer insanlara ve hayvanlara saldırgan davranma, agresiflik, durup dururken korkuya kapılma, yeni eşyalara büyük korku duyma, yenilikleri kabul edememe gibi davranışlar sergiler. Papağanlar doğaları gereği çok sosyal varlıklardır ve "asosyallik" gibi bir rahatsızlığa yakalanmalarının tek nedeni "insan" faktörüdür. Bunu bilip ona göre asosyal kuşunuza gerekli sabrı sevgiyi ve psikolojik desteği sağlamanız gerekir.

Asosyalliğin en büyük ve en etkili sebebi, tek düze bir sosyal ortamdır. Papağanlar sosyal hayvanlardır dedik, yiyecek konusunda rutinden hoşlansalar da, zekalarının da etkisiyle, sosyal anlamda renkli bir hayata ihtiyaç duyarlar. Farklı oyuncaklar, farklı insanlar, farklı mekanlar. Türkiye'de papağanların alım satım koşulları nedeniyle kuşlar belli bir ortama hapis bir şekilde getiriliyor ve böyle büyüyorlar. Doğal olarak papağanlarımızın çoğu bize ilk geldiğinde zaten fiziksel, sosyal ve psikolojik anlamda zavallı bir durumda oluyor. Kafesten dışarı çıkmaya korku duymaları (tamamen eğitimsiz bir papağan bile kafesinin kapağı açıldığında büyük bir merakla dışarı çıkar), insan sürüsüyle etkileşime girmekten çekinmeleri, yeni bir oyuncak gördüklerinde dehşet içinde kendilerini sağa sola fırlatmaları, mekan değişikliklerini kaldıramayıp kendilerini yolmaları vs. tamamen asosyallik göstergeleridir. Bizlerse zannediyoruz ki, papağanlar değişiklikleri sevmez, kafeslerinin yeri hep aynı yerde olmalıdır, yaşamları rutine dayanmalıdır, yabancılar papağandan uzak durmalıdır vs. Bu varsayımlar yalnızca “asosyal kuşlar” için geçerlidir. Psikolojik anlamda sağlıklı bir papağan değişiklik arayışı ve ihtiyacında olur, meraklıdır. Asosyal bir kuşun ağır ağır farklı deneyimlere alıştırılması ve psikolojisinin düzeltilmesine çalışılmalıdır. Yani onların psikolojisini düzeltmek bizim sorumluluğumuzdadır, hiçbir papağan psikolojik sorunlarını kendiliğinden zamanla aşamaz.

Sosyal fobiye neden olan şeyler nelerdir görelim. Açıkçası asosyalliğin tedavisi de bu nedenlerin içinde gizlidir. Bu nedenleri ne kadar ortadan kaldırabilirseniz, o kadar sosyal olarak sağlıklı bir kuşunuz olur.

Rutin bir hayat:

Bu ne yazık ki Türkiye'deki papağanların çoğunun maruz kaldığı bir durum. Saymaya başlayacağım şimdi, bazıları size de tanıdık gelecek: Kafesi hep aynı yerde durur, çevresinde hep aynı oyuncaklar asılıdır, hep aynı insanları görür, hep aynı şeyleri yer, hep aynı oda da takılır, hep aynı kelimelerle kendisiyle konuşulur, farklı herhangi bir yere giderse yada farklı herhangi bir şeye dokunursa aceleyle oradan uzaklaştırılır, etrafa döküntü yapmasın diye kafesinin etrafı bilimum ıvır zıvır tülle jelatinle kapatılır ve görüş alanı kısıtlanır, evde kimse yokken bütün gün kafesinde pinekleyerek oturur vs. İnanın papağan olsanız böyle bir hayatta değil sosyal fobi geliştirmek, bildiğiniz psikopata dönüşürdünüz.

Papağanların ihtiyaç duyduğu şeyse bu sayılanların tam tersidir. Arada kafeslerinin yeri değiştirilir ki, kefesinde takıldığı zamanlarda farklı açılardan etrafa bakabilsin. "Cici kuşum şampiyon bilmemne" türü anlamsız sayıklamaları kuşunuza öğretmek için bozuk plak gibi kendinizi tekrar etmek yerine ona anlamlarını göstererek, kelimeleri yerinde kullanarak konuşmayı öğretmek çok daha sağlıklı olur. Evet, muhabbet kuşları da kelimeleri anlamıyla öğrenebilir. Ayrıca bir kuşun kafes içi dizaynı da arada değiştirilmelidir. Çocukluğunuzdan yaşlılığınıza kadar aynı renk ve biçimde pantolon giyip ortalıkta takılmadığınız gibi, kuşlarınız da ömrü boyunca aynı çıngırtılı plastik oyuncakla bakışmaya maruz bırakılmamalıdır. Afrika gri gibi fazla zeki türler için haftada bir oyuncak değişikliği gerekliyken, diğer türler için bir oyuncağın miladı en fazla 2 hafta olmalıdır. Yani ayda iki defa farklı oyuncaklar dönüşümlü olarak verilmeli, böylce kaldırılan oyuncağın özlenmesi sağlanmalıdır.

Herşeyden önemlisi kuşunuza yeni eşyalar tanıtmalısınız. Her zaman. Beraber gezin, birlikte değişik biblolara, mevvelere eşyalara dokunun. Kuşunuza eşlik edin ki çekindiğini farkettiğiniz bir eşya olursa ona güven verebilin. Kuşunuzu misafir olarak arkadaşlarınıza götürün (sadece o evdeki koşullara dikkat edin. herkes kuşlar söz konusu olduğunda nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmez), eğer imkanınız varsa arabayla gezmeye gidin. Ben bazen markete bakkala ekmek almak için dahi olsa kuşlarımdan birini yanıma alıp öyle gidiyorum. (elbette kuş tasmasıyla) Kuşunuza hep aynı müziği aynı çizgi filmi açmayın, onu hep aynı pencerenin önüne koymayın. Onun yerinde olsaydınız sizi rutinlikten psikopata bağlatacak her ne varsa onu yapmayın.

Hapis hayatı:

Sıkıcı ve rutin hayata bir de hapis hayatı eklenince işler gerçekten çığrından çıkıyor. Bazen bana mesajlar geliyor, "kuşum çok korkak, ne oyuncak koysam kendini sağa sola fırlatıyor, tüylerini yoluyor. ne yapmalıyım?" türü. Problemi çözmeye çalışırken bir öğreniyorum ki hayvan günün 23 saati kafesinde, evin ahalisi yarım saat, bir saat odada serbest kalmasına izin veriyor sağolsunlar. Kendinizi 23 saat küçük bir tuvaletin içerisine kilitleyin ve orada düşünün ne yapmanız gerektiğini. Tabii ki yapmanız gereken şey kuşunuza özgürlük vermek! Özgür olmayan kuş, kafesinin dört duvarının ötesinde her ne görebiliyorsa o kuşun hayatı ondan ibaret olur. Sürekli hapis yaşayıp dışarı çıkabildiği kısa zaman dilimlerinde evin insanlarına sokulan bir kuş sosyalleşmeye aç kalmış "zavallı" bir kuştur. Ele alışık uysal kendini sevdiren falan değil. Sadece zavallı. Tam tersi de mümkün. Serbest kaldığı kısacık zaman diliminde kendisine yapılan eziyet dolayısıyla intikam duygusu ve öfkeyle yanıp tutuşan bir kuştan "sosyal" davranmasını bekleyemezsiniz.

Elbette bazı zamanlar olur kuşunuzun kafesinde durması gerekebilir. Kafes zaten bunun için var, ona güvenli bir gece yuvası oluşturmak ve bazı günlerde (örneğin evimde temizlik varken benim çocuklar bütün gün kafeslerinde vakit geçirir) onları korumak için, yine güvenlikleri için onları kapalı tutmak. sırf bu bazı günler ve geceler için onlara geniş kafes almanız gerek. Hayatlarının neredeyse tamamını içinde geçirmeleri için değil.

İlgi azlığı:

Bir de bu var. Balık mı alsam acaba kuş mu? ikileminde kalıp kuşta karar kılmış insan türünün sorunu bu. Papağanlar "ilgi bekleyen hayvanlardır" çünkü "sosyaldirler" bir çok insandan daha sosyal. İnsanlar bazen çevresinde sadece bir iki arkadaş tutar ömrü boyunca onlarla takılabilir. Ama papağanlar sürü hayvanıdır. Yani bir çekirdek aileleri artı yüzlerce arkadaşları bulunur. Papağan sosyal yapısı dersinde bahsettiğim gibi, sürüde birbiriyle geçinemeyen bireyler olmaz. Eğer bir papağan sürüyle geçinemiyorsa kendisine başka sürü bulur. Çeşit çeşit arkadaşlıklar kurarlar, birbirleriyle ilgilenirler, oynarlar, yemek yerler vs. Artı çekirdek aileleriyle öpüşüp koklaşırlar, birbirlerine bakım yaparlar, birbirlerine sokulurlar. Kuşların çok yapışkan bir duygusallığı vardır. Ve bu onların doğasıdır. Eğer hayvanlara ilgi sevgi gösteremeyen soğuk nevale tarzı biriyseniz ve kuşunuza ihtiyacı olan samimi sevgiyi ilgiyi veremeyecekseniz baştaki soruya geri dönmeniz gerekir. (cevap: balık)

İlgi görmeyen, sevgi görmeyen kuş asosyal olacaktır. Başka yolu yok. Bunun yanısıra sadece ilgi azlığı değil, kuşu "kaale almama" "görmezden gelme" türü durumlarda da kuşlar asosyalliğe kapılabiliyor. Kuşunuz seslendiğinde cevap vermiyorsanız, onu kaale almadığınız hissini uyandırıyorsunuzdur. Bu durum kuşunuzu hem mutsuz eder, hem de sosyal olarak içine kapanmasına neden olur. Yada kuşunuz evde olmuş olmamış sizin için önemli değilse, varlığı yokluğu birse, bu da asosyalliğe yol açar. Böyle bir durum varsa zaten hayvana daha fazla eziyet etmeyin, daha mutlu olacağı, kendisini ciddiye alan bir aileye verin.

Diğer hayvan ve insanlarla etkileşime girmekten uzak tutulmaları

Kuşunuzu bir kasaya kilitleyip tüm gözlerden saklamaya çalışmanız yada ay ya birşey olursa diye başka hayvanlardan uzak tutmaya çalışmanız asosyalliğe sebep olur. Güvenlikle ilgili şüpheleriniz varsa kuşu tecrit etmek yerine önlem almalısınız. Tabii gidip kuşunuzu piranalarla yüzdürün yada kuş katili bir köpeğin burnuna sokun demiyorum. Güvenli, munis hayvanlarla ve kendisine ilgi göstermek isteyecek insanlarla onu tanıştırmanız çok faydalı olur onu diyorum.

Çoğu kişinin karşılaştığı bir durumu örnek vereyim. Evinize misafir geldi. Kuşunuzu da yaramazlık yapmasın diye kafesine koydunuz. Hep beraber takılıyorsunuz. Ama bir süre sonra aranızdaki konuşmaları duyamamaya başladınız çünkü kuşunuz avazı çıktığı kadar bağırıyor. Bunu neden yapıyor biliyor musunuz? Kıskandığı için yada gıcıklık olsun diye değil. Aranıza katılmaya "sosyalleşmeye" çalışıyor. Onu içeri odaya götürüp ışığı kapatmanız, yada "sussana yeter" diye bağırmanız anlayışsız bir tepki olur. Ondan sonra bana mail atın "neden kuşum yabancılara saldırgan davranıyor?" yada "neden kuşum sosyalleşmiyor bizimle?" diye. E hayvan sosyalleşmek istediğinde ona ceza veriyorsunuz??! Bu durumda yapılabilecek tek bir şey var. Kuşunuzu kafesinden çıkarmak, elinize kolunuza, sohbet ettiğiniz insanların tam ortası olan o yerde tutmak, yani uzaklaştırmak yerine yakınlaştırmak. Diğer insanlarla tanıştırmak, isterse diğer insanların üstüne gitmesine izin vermek. Onu tecrit etmek yerine dahil etmek. Bu şekilde hem kuşunuzun sessizleştiğini yada daha az rahatsız edici sesler çıkardığını hem de zamanla giderek daha sosyal ve sıcak davranmaya başladığını gözlemleyeceksiniz. (bir süre sonra ilgiden sıkılıp kendiliklerinden kabuklarına çekiliyor, sessizleşiyorlar çoğu zaman)

(not: eğer bir takım ürkek insanlar, yada alerjik bünyeler nedeniyle bunu yapamayacaksanız kuşunuzu "misafirler gelmeden önce" başka bir odaya taşımalı ve oyalanabileceği bir uğraş (tv gibi) ayarlamalı yada uykuya erken yatırmalısınız. Ne olursa olsun ona sosyalleşme çabası dolayısıyla ceza vermemelisiniz)

Kanat ayarı

İlgili makalede bahsettiğim gibi daha önce, kanat ayarı olan kuşun özgüveni daha düşük olur. Kaçmak yerine saldırmaya, merak etmek yerine uzak durmaya meyilli olur. Dolayısıyla kuşunuzun kanat ayarı varsa yada herhangi bir nedenle uçamıyorsa ona bilhassa özen göstermeli, hergün yeni eşyalar tanıtmalı, hayatını renkli tutmalı, onu korkutacak şakalar yapmaktan kaçınmalısınız.

Cahil bırakılma

Rutin bir hayat kısmında anlattığıma benzer bir durum bu aslında. Sonuçta rutin bir hayatı olan kuş, cahil bir kuştur. Kuşunuz kültürlü bir kuş olabilir! Ona davranış kuralları, oyunlar, farklı insanlar/hayvanlar, farklı mamalar, farklı ortamlar tanıtmalısınız. Kuşunuz ister muhabbet ister ara olsun, nerede nasıl davranması gerektiğini öğrenebilir. Her afrika gri gibi Rika ve Arya da eve gelen yeni misafirlere biraz mesafeli yaklaşır, öyle hemen yakınlaşmak yerine biraz uzaktan izlemeyi ve gözlemlemeyi tercih eder. Ama kuşlarım bir misafir geldiğinde ve ben onları misafirle tanıştırdığımda ne yapmaları gerektiğini de bilirler. "Rika bu falanca.." diye kişiyi tanıttığımda ilk yaptığı şey uzanıp öpmektir :) Daha fazlasına ilk başta izin vermez yani tanımadığı bu kişinin tüylerine dokunması onun eline omzuna çıkmak istemez ama iyi bir ev sahibi olarak hoşgeldiğin öpücüğünü de ihmal etmez :) Bu bir davranış kuralıdır bizim evde; misafir ısırılmaz, öpülür ama misafir de haddini aşıp onların tüyüne müyüne dokunmaz. Bunu bildikleri için ona göre davranırlar. Dolayısıyla davranış kuralları belli olduğu için öngörülemez bir durum oluşmaz, bu da kuşa güven verir.

Bunun yanısıra, kuşunuz ne kadar çok eşya renk mekan tanıyorsa o kadar genel kültürü yüksek olur. Genel kültürün yüksek olması öyle herşeyden korkmamasını sağlar. Dolayısıyla sosyal ve sağlıklı bir kuş olabilir. Kuşların doğal ortamlarında ne kadar çok şey deneyimlediklerini, ne çok farklı hayvan, yer ve olayla karşılaştıklarını bir düşünsenize! ev hayatında kuşlarımız deneyim konusunda çok cahil kalıyor, bu da asosyal davranışların gelişmesine zemin hazırlıyor.

Yaşam alanında güvende olmadığı hissi

Bu his genelde iki sebeple verilir. Birincisi evdeki bireylerin biri yada hepsinin papağanı "duygusal ve değerli bir aile bireyi" olarak görmeyi başaramaması. İkincisi kuşu şaka olsun komik görünüyor vs. diye saçma şekillerde korkutma.

Kuşunuz 6.hissi insanüstü bir şekilde gelişmiş bir canlı. dolayısıyla içinizden geçen, "ya bu konuşmuyor konuşan bir tane mi alsam" "etrafı ne kadar pisletiyor/çok vaktimi alıyor belki de hiç kuş alamamalıydım" yada "tüylerini yolmaya başladı çirkinleşti, güzel bir kuşum olmasını istiyorum bu ne böyle" türü bütün düşünceler kuşunuz tarafından olduğu gibi hissediliyor, biliniyor. Kuşlar ikiyüzlülüğü, içten pazarlıkçı tavırları, herşeyden önce sevgi ve ilginizindeki samimiyetsizliği anında hisseder. Bir kuşa ne verirseniz duygusal olarak onu alırsınız. İçinde kötü fikirler olan insanları anında seçer ve görürler bu konuda bir kere yanıldıklarını görmedim. Sevilmediğini ve yaşam alanında bir düşman unsur olduğunu bilen kuş içine kapanır ve güvensizleşir. Bu durumu bazen saldırganlaşarak, inatlaşarak bazen de bunalıma girip sessizleşerek gösterirler. Herhalükarda böyle bir ortamda yaşamak mecburiyetinde kalan kuş, mutsuz bir kuştur.

İkinci durum olan komiklik olsun diye kuşu korkutma olayı da aynı şeye neden olur. Bir kuş hiçbirşeyden korkmayan çok cesur bir şekilde yetiştirilebilir ancak bütün o korkusuz ruh hali, şaka olsun diye karşısına birdenbire çıkardığınız devasa oyuncak ayıyla bütünüyle yıkılabilir. Bir bakmışsınız yeni gelen herhangi bir eşya ve oyuncağa dehşet unsuruymuş gibi yaklaşan, kaçan hatta korkuyla çığlık atan bir kuşa dönüşmüş. Kuşlar eğer birşeyden gerçekten korkarsa ve içinde yaşadığı ortamda bir düşman, bir korku unsuru olduğunu keşfederse artık "herşeye" temkinli yaklaşır. Çünkü hayvan saldırının yada saldırganın nereden geleceğini kestiremez, daimi bir savunma haline girer. Unutmayın papağanlar av hayvanıdır ve iki büyük düşmanları vardır: kartallar ve maymunlar. Her ikisi de zeki, hızlı ve güçlü hayvanlar. Dolayısıyla papağanınız iç güdüsel olarak kendisini savunmak için çok ama çok dikkatli davranır, riske asla girmez. Tanımadığı bilmediği "herşey" onun için risk unsurudur. İsterseniz bir oyuncağın sadece yerini değiştirin bu farklılık risktir onun için. Ortamda bir düşman olduğunu düşünüyorsa herşeyi planlar, kafasında bir yere yerleştirir ve tetikte bekler. Bu nedenle kuşlarınızı şaka olsun diye korkutmaya kalkmayın, kendine güvenen kuş, yaşadığı ortamda düşman olmadığından, ailesi tarafından korunduğundan emin olan kuştur. Hele ailesi onu korkutmaya kalkarsa bu onun için dehşet verici bir durumdur.

Nehir

© 2011-2017 Papağan Okulu, Her hakkı saklıdır.
yuva | dersler | turler | okulun haylazları| iletişim