baslik

baslik02

baslik01

 

 


masuk1

MÂŞUK

20 Şubat 2010’da, üç yaşındayken tamamen şans eseri aileye katılan Kongo Afrika Gri papağanı Mâşuk, hayatının ilk dönemlerinde yaşadığı ortamın acısını çıkarıyor. En sevdiği yiyecekler elma, armut, antep fıstığı, şeftali, karpuz, biber olup, turunçgillerden nefret etmekte. Kendisi, müthiş bir netlikle “Mâşuk, merhaba, gel oğlum, al, anne, baba, Begüm, maşkım (kendi icadı)” ve daha bir sürü kelimeyi söyleyebilmekte. Favori kelimeleri arasında, odadan çıktığınızda şaşkın bakışlarla “Alooo?” demek var. En şefkatli Afrika Grilerden bir tanesi olan Mâşuk, siz sıkılmadıkça, saatlerce kendini sevdirebilir. Mâşuk’un en sevdiği hobisi ise, müzik eşliğinde, bir yandan ritim tutarken bir yandan dans etmek. Favori uyku mekanı ise, salıncağı.

Şimdi Mâşuk'un evcil insanı Begüm'ü dinleyelim.

Kim tahmin ederdi benim bir Kongo alacağımı? En azından ben hiç tahmin etmezdim. Mâşuk’tan önce iki müthiş Timneh besledim, ikisi de harika kuşlardı. O kış İkinci Timneh’im de öldükten sonra uzun bir süre kuş almayı düşünmüyordum, yaz gelince alacaktım- malumunuz, kışın alınan kuşlarda hastalık olasılığı yüksek oluyor. Ama hayat insanın beklemediği süprizlerle dolu.. Bazen beklemediğiniz anda öyle güzel şeyler oluyor ki..

20 Şubat günü Antalya - Işıklar’da öylesine dolaşırken bir anahtarcının önünde bir Kongo gördük. Ben hemen yanına gittim, çok sıcakkanlı bir ufaklıktı, hemen sevdirdi kendini, bir de adını söyledi : Paşa.
Ben Paşa’yı severken babamlar içeri girmişler. Orada bir kanarya kafesinde, dünyanın en tatlı Kongosu duruyormuş. Babamlar beni içeri çağırdılar. Mâşuk’a o anda aşık oldum, babamlar “Satılık mı?” diye sordular. Şans bu ya, gerçekten de satılıkmış Mâşuk! Babası Hakan Bey iki Kongoları olduğu ve kızı bir köpek istediği için Mâşuk’u satmayı düşünüyormuş. Çok mutlu olduk tabi.
Mâşuk’u hemen alıp eve götürdük, Hakan Bey de bizimle geldi. Mâşuk’tan ağlayarak ayrılmadan önce, bize biraz anlattı Mâşuk’u. Mâşuk’u aldıklarında gri gözlü, tahminen bir yaşlarındaymış. İki senedir onlardaymış, gözlerinden de anlaşıldığı gibi ben aldığımda üç yaşındaydı. O zamana kadar bir kere bile dışarı çıkarmamışlar. Benim bebeğim, iki sene boyunca o kanarya kafesinde kalmış.begüm Kafesinde hiç bir oyuncak yoktu, aslına bakarsanız dönecek yer bile yoktu. Mâşuk normal bir Gri’ye göre çok kiloluydu. Sosyal bir kuş değildi. Konuşuyor ve kendini sevdiriyordu, ancak yeni bir şeyler öğrenmekte zayıf bir kuştu, iki sene boyunca ona aklını çalıştıracak hiç bir şey yaptırmamışlardı ki!

O gün, Mâşuk’un kanatlarının da ayarlı olduğunu farkettim. Bebeğim iki sene boyunca o kafeste kalmıştı, bir kere dışarı çıkmamıştı ama kanatları ayarlıydı. Bu durumdaki bir kuşun kanatlarını niye ayarlatmışlar, hala anlayamıyorum. Ben yıllarca uçan kuşlara sahip oldum. Mâşuk’u dışarı çıkardığımda uçamaması, yere düşmesi beni çok üzüyordu. Uçamadığı için yeterli egzersizini de yapamıyordu. Daha sonra, Mâşuk tüy değiştirmeye,  uçları kesik tüylerini dökmeye başladı ve bana geldiğinin yedinci ayında yavaş yavaş ilk uçuş denemelerini yaptı. İlk başarılı uçuşunu yaptığında benden mutlusu yoktu!

 

masuk2

Şimdi, Mâşuk, on uçuşunun dokuzunu başarıyla uçuyor. Fazla kilolarını da verdi. Uçabildiği için artık çok mutlu, pozitif ve daha sağlıklı bir kuş. Uçmaya başladığından beri de ilişkimiz daha iyiye gidiyor. Minik bir tüyo, kuşlar uçtuktan hemen sonra sevdirmeye daha istekli oluyorlar, “Başarılı bir uçuş yaptım!” sevinciyle. Ayrıca, mutlu bir kuş, her zaman eğitim için daha isteklidir. Eğitim kolay olsun diye kanat ayarı yapanlar hata ediyorlar, çünkü uçabilmek yanında “kendine güveni” getiriyor. Kendine güvenen kuş, size daha kolay güvenir. Aksine, eğer kendini kapana kısılmış hissederse, istemediği bir şey yaptığınızda uçarak uzaklaşmak yerine ısırarak sizi uzaklaştırmayı seçecektir. Sanırım burada hiçbirimiz ısırılmaya bayılmıyoruz.:)

Kuşlarımıza kanat ayarı yaparken bunun olumlu olumsuz yönlerini düşünmek lazım. Evet, bazı uç durumlarda kanat ayarı gerçekten gerekli olabilir, ama onun dışında kanat ayarı kurtarıcınız olmasın. Camları kapıları kapatın, yeter. :)

Begüm

© 2011-2017 Papağan Okulu, Her hakkı saklıdır.
yuva | dersler | turler | okulun haylazları| iletişim