baslik

baslik02

baslik01

 

 


3 SINIF

1. Ders - Numara Eğitimi 1

2. Ders - Papağanlara Cesaret Kazandırma

3. Ders - Konuşmayı Öğretmek

4. Ders - Recall Eğitimi

Recall 1. aşama: "Gel"meye ikna etmek

5. Ders - Diğer hayvanlarla ve çocuklarla geçinme

6. Ders - Yabancılarla Tanıştırma

7. Ders - Davranış Bozuklukları

Isırma
Eşyaları Parçalama
İnatlaşma
Sürekli Bağırma
Kötü Alışkanlıklar

8. Ders - DNA testi

4. SINIF

1. Ders - Numara Eğitimi 2

2. Ders - Matematik ve Genel Kültür Eğitimi

3. Ders - Recall Eğitimi 2

4. Ders - Freeflighting (özgür uçuş)

5. Ders - Papağanlar için Yemek Tarifleri

6. Ders - Üreme

7. Ders - Yavru Bakımı

tiyo TÜYO KÖŞESİ

>> Papağanınıza bir şey gösterirken, yada öğretirken, bakışlarınızı kullanmayı unutmayın. Mama yedirirken, doğrudan ona bakmak yerine bir ona bir mamaya bakarsanız, kuşunuza vücut diliyle "hadi bunu ye" demiş olursunuz. Benzer şekilde eğitim sırasında da tutmasını istediğiniz nesneye bakarsanız, o nesneyle ilgili bir şey anlatmaya çalıştığınızı hisseder.

OYUNLAR

playPapağanınız o kadar uyku ve şekerlemeyle topladığı enerjiyi nereye harcayacak? Elbette oyun oynamaya! Ancak unutmayın, oyun genelde biriyle oynanır. Papağanınız da sizinle birlikte oyun oynamayı arzular. Bu harika bir şeydir, çok da eğlenceli. Ancak onu kendi kendine oynamak için de teşvik etmelisiniz, yoksa oyun için sürekli size sataşan, gözünüzün içine bakan bir papağanınız olur. Çocuklar gibi. Ayrıca sürekli sizden birşeyler beklerse, onunla ilgilenmediğiniz anlarda sıkılacak ve bu ne yazık ki, genelde tüy kırpma ve kesme denilen davranışlara neden olacaktır. (tüy yolma değil, daha ayrıntılı bilgi için papağan psikolojik rahatsızlıkları derslerine bakın)
Kendi kendine oyun oynamayı öğrenebilmesi için bir oyun bahçesine, bol oyuncağa ve kendi başına oynaması için sizin teşviğinize ihtiyacı vardır. İhtiyaç duyduğu oyuncaklar papağanınızın gözünü gönlünü açan, yaratıcılığını geliştiren oyuncaklardır. Dışarıdan dal toplayıp vermeniz ona oyuncak sağladığınız anlamına gelmez. Verdiğiniz sopalar sadece onun kemirme ihtiyacını karşılar. Oyuncak ihtiyacını değil. Papağanların ayağına alıp oynayabileceği küçük oyuncaklara, asılıp sallanabileceği halatlara, çözebileceği puzzlelara (kafesinin kapısını açan papağanların çoğu puzzle oyuncağı mantığıyla yaklaşır kilitlere, bu sadece dışarı çıkma isteğini göstermez yani) ve dağıtılabilecek türden oyuncaklara ihtiyaç duyar.

Ancak hiçbir şey sizinle birlikte oynamanın zevkini vermez ona. Günün belli bir saatini ona ayırıp birlikte oyun oynamanız, papağanınızın ruh sağlığı ve eğitimi için çok önemlidir. Oyun sırasında bol bol gülmeniz gerek. Zaten saçma salak hareketleri gülmenizi sağlar ama asker disiplini içinde on karış suratla oyun oynamaya çalışanların da olduğunu bildiğim için uyarmak istedim. Papağanlar insanların gülmesini çok eğlenceli bulur ve "gülme" davranışının altında yatan nedeni çok iyi anlarlar. Oyun her yerde oynanabilse de derli toplu bir yatağın üstü yada boş bir masa kuşunuzun çok hoşuna gidecektir. T sopa "eğitim" içindir. T sopada oyun oynamaktan kaçınmaya çalışın derim. Kuşunuz T sopayı bir çeşit eğitim mekanı gördüğü için oyuna çok istekli davranmayabilir, yada tam tersi, eğitim sırasında oyun düşünerek son derece dikkatsiz davranabilir. Eğitim de bir çeşit oyun ve eğlencedir, öyle olmalıdır. Ama ikisi arasında bir fark var; eğitim sizin ona birşey öğretmeye çalıştığınız bir eğlenme çeşididir. Kuşun olabildiğince dikkatli olmasını isteriz. Oyunda ise ciddiyetsizlik vardır.

Birlikte oynayacağınız oyunları başta sizin göstermeniz gerekecek. Sonraları kuşunuzla takılırken birlikte yeni oyunlar keşfedebilirsiniz. Size bazı oyunları listeleyeyim:

Peekabu! (ya da cee! oyunu)

Papağanınızın karşısına geçip aranıza bir havlu, kağıt falan kaldırın ve yüzünüzü gizleyin.
"Nerdesiin?" gibi bir şey söyleyin ve havlunun altından üstünden, yanından tek gözünüzü ortaya çıkararak bakın. Bu arada "piik" falan diyebilirsiniz. Kuşunuz havluya gagasıyla dokunduğu anda havluyu indirip "cee!" "abuu!" vs. deyin. :D Kuşunuz bir süre size "ne yapıyor bu salak?" edasıyla bakacaktır ama, zamanla bunun bir oyun olduğunu ve kendisinin eşlik etmesinin beklendiğini anlayacaktır. O zaman birlikte gayet eğlenebilirsiniz. Eski papağanlarımdan biriyle bu oyunu çok başarılı oynardık. Hatta bazen saklanan ve görünüp görünüp gizlenen kendi olurdu. Ben Rika'yla oyunumuzu bir videoya çekmiştim ama sonra buna rastladım, çok daha net görünüyor o yüzden bunu koyuyorum. Size oyunun mantığını öğretir.

 

Kaçma/Kovalamaca

Papağanınız masanın üzerindeyken yada yerdeyken, onu seviyesine inin ve ellerinizi, kollarınızı öne uzatıp parmaklarınızı böcek gibi kıpırdatarak onun peşine düşün. Bu arada "bidi bidi bidi.." ya da "yakalıycam şimdi seni" türü nidalarla oyunu zenginleştirebilirsiniz. Eğer kaçmazsa onu elinizle hafifçe tutun ve "yakaladım!" deyin. Tabii ani hareketlerden kaçınmalısınız. Onun hızına ayak uydurun. Oyunu öğrendikçe o da hızlanacak zaten. İlk başlarda kuşunuz her zamanki gibi "derdi ne bunun ya?" türü aşağılayıcı bakışlarla size tepki verecektir ancak bir süre sonra oyun olduğunu anlayacak ve eşlik edecektir. Ben bunu muhabbetlere bile öğretiyordum. Yani kuşun büyük-küçüklüğü önemli değil. Hele aralarla oynamak daha zevkli olur, söyleyeyim.
Tabii zamanla, kuşunuz da sizi kovalamak isteyebilir. Bu durumda siz kaçmaya başlayın, peşinize düşsün. Rahmetli Haydut (eski papağanım) bu oyuna bayılırdı ve evin ortasında birbirimizi kovalayıp dururduk. Üstelik arada beni sehpaların sağından solundan sıkıştırarak kovalardı :D Rika da öğrendi bu oyunu ve normalde uçabilmesine rağmen, kovalamaca süresince, en sıkıştığı anlarda bile yerde kalıyor. Henüz fazla uçamadığı zamanlarda sahilde bile oynadığımız var.:D
Burada bir uyarı, kuşunuzu kovalarken onun seviyesinde kalmaya çalışın. Rika'yla bu oyunu dışarıda çimlerde falan oynuyorsak, yani alan çok genişse, ancak o zaman ben ayağa kalkıyorum, çünkü küçük gerzeğe yetişemiyorum. Hile yapıp kanatlarını kullanarak süper hızlı koşabiliyor. (ve sakın üst düzeyde geri dönme/gelme eğitimini almamış, uçabilen bir kuşla bu oyunu dışarıda oynamayın!)
Oyun süresince kuşunuzun vücut diline dikkat edin, oyun oynadığının bilincinde olan kuşla, neden kovalandığını anlayamamış, dolayısıyla korkmuş bir kuş arasında belirgin bir fark vardır :D Trajedi yaşamayın yani.

Saklambaç

Oyunun mantığını ona öğretmek için saklananın önce o olması lazım. Üzerine küçük bir havlu örtün ve onu aramaya başlayın. "Neredesin?" türü vokal destekle oyunu biraz anlamlı kılabilirsiniz. Arayın arayın, sonunda bulun (yada o kendisi ortaya çıktığında) "İşte burada!!" diye el çırpın, onu bol bol sevin. Oyunun bu kısmına iyice alışıldığında ikinci aşamaya geçebilirsiniz. Sıra sizde. Onun gözü önünde battaniyenin altına, perdenin arkasına vs. girin ve "Rika beni bulamaz!" vs. diyerek onu oyuna davet edin. Eğer sizi aramaya tenezzül etmezse dert etmeyin, çünkü bir süre sizi izleyecek, anlamaya çalışacak. Bu sürede siz kendinizi aptal gibi hissederek kendi kendinize saklambaç oynamalısınız :D Merak etmeyin, aranızdaki ilişki sağlamlaştıkça dünyanın en zevkli oyunu haline geliyor. Yine rahmetli Haydut’la bu oyunu saatlerce oynadığımı biliyorum. Hatta papağanım oyuna kendi katkısını getirmişti ve gündüzleri kestirme amaçlı ne zaman yatsam hemen saklambaç moduna giriyordu ve ayağım yorgan altındaysa ayaklarıma, elim yorgan altındaysa elime saldırıyordu. Tabii saldırmadan maksadım kötü değil :) Hatta yorganın altına kendi girer, ayağıma hart diye bir oyun ısırığı atardı. Arada canım yansa da, gerçekten çok eğlenirdik.

Öcü böcü

Bezden bir parmak dikin ve içini hışırtılı kağıtla doldurun. Parmağın ucuna komik bir surat yapıp papağanınızın sevdiği bir renkten saç da eklerseniz oyuncağın çekiciliğini artırırsınız. Papağanınızı masaya koyun ve masanın kenarından bez parmağın ucunu gösterin ve “öcüü!” deyin. Papağanınız bez parmak ucunu gagalamak için uzandığında oyuncağı masanın altına çekip yok edin, başka bir kenardan bez oyuncağın ucunu çıkarın ve “böcüü!” deyin J Bu defa kuşunuz oraya yetişip oyuncağı gagalamak için koşturacak. Konsept bu. Arada bir ona oyuncağı yakalayıp gagalama ve bez oyuncağın içindeki hışırtıyı duyma fırsatı da verin ki heyecanını kaybetmesin. Bunu ben dondurma çubuklarıyla da yapıyorum. Bilgisayar masamda bir kaç delik var (neden bilmiyorum, mutlaka bir işlevi vardır ama, ben ne işe yaradığını bulana kadar Rika kullanıyor :)) dondurma çubuklarını bir o delikten bir bu delikten çıkararak öcü böcü oynuyoruz. Ayrıca küçük bir kağıt parçasını rulo yapınca da ilgisini çekebilir.

 

Dans oyunu

Müziği açın, kuşunuzu elinize alın ve birlikte dans edin! Bir süre kuşunuz biraz endişeli görünecek, sonra dans mantığını çözüp size eşlik edecek. Elinizde taklalar atmasına, kafa sallayarak kanat çırpmasına falan hazırlıklı olun. Hele ritim duygusu kuvvetli papağan türlerinden birisiyse evladınız, çook daha fazla eğlenebilirsiniz. Dans oyununun ileri versiyonu bir kakaduyla nasıl oynanır izleyin. Çok seviyorum bu ikiliyi.

Düşman kapak oyunu

Bunun için bir pet şişe kapağı bulun ve kuşunuz masadayken kapağı hemen önüne atın. Merak edip gaga atarsa bolca el çırpıp gülün. Sonra kapağı alın ve yine önüne atın. Yine gaga atarsa yine el çırpın. Bu şekilde ona oyunun mantığını öğreteceksiniz. Zamanla kuşunuz kapağı masanın uzağına bile atsanız peşine düşecek. :) Hatta kapağı alıp yakalamanız için size bile atabilir. Oyuna farklı yorumlar getirilebilir. Rika kapağı yakaladığında dövüp öldürmeyi tercih ettiği için bu oyuna düşman kapak adını vermiştim. Zevkli bir oyundur.

Bakın bu oyun en ileri versiyonunda nasıl oynanır izleyin. Bu papağana hastayım ben. Rika böyle oynamıyor. Zavallı kapağı yakaladığında elinden kurtaramıyorum, yeni bir kapak bulmam gerekiyor :D

Hop Hop Oyunu

Bu oyunu daha çok Arya’yla oynuyoruz. Bir pençesini bir elime, diğerini diğer elime alıp üç defa “hop hop hop” diye onu aşağı yukarı sallıyorum. Sonra “bir ki üç” nidasıyla onu tepetaklak yapıyorum ve üç defa da ters dururken onu salıncak gibi sallıyorum ve “üüüç” dediğimizde düzeltiyorum. Bu çok eğlenceli bir oyun onun için.

Aşağıdaki Arya bana ilk geldiği zamanlarda çekilmiş bir video. Ona daha yeni yeni hop hop oyunu öğretiyordum bu yüzden biraz güvensiz ve gergin tabii. :) Onu düşüreceğimi falan sanıyordu, sıkı sıkı tutunuyordu elime :D Şu anda oldukça ustalaştı, ters çevrilme vakti geldiğinde artık kendiliğinden dönüveriyor, kafasının ağırlığını kullanarak beni daha hızlı sallamam için teşvik ediyor :D

 

Düştüü! Oyunu

Papağanınızı masaya, tezgaha yada kısa bir kitaplığın üstüne koyun. Burada bir sürü irili ufaklı eşya olsun, çatal, kaşık, kalem, oje, plastik kutu vs. yani yere düştüğünde kırılmayacak bir sürü ıvır kıvır. Kuşunuz eşyalardan birine gaga attığında ona gülün, destekleyin. Ağzına eline aldığı eşyayı eninde sonunda aşağıya atacaktır. Aşağıya attığında ona bol bol gülerek "Düştüü!" deyin ve eşyayı yerden alıp geri yerine koyun. Bu şekilde kuşunuz aşağı atacak, siz güle oynaya düştü deyip geri yerine koyacaksınız. Bir süre sonra çok gaza gelip, siz düşen eşyayı daha yerden alamadan ötekileri de aşağıya gönderip neşeli sesler çıkarmaya başlayabilir :D

Taklit oyunu

Kuşunuzun karşısına geçin ve onun yaptığı şeyleri taklit edin. Gerindiyse gerinin, başını yana yatırdıysa başınızı yana yatırın. (elbette güle oynaya) Ayağıyla kafasını kaşıdıysa sizde elinizle onun yaptığına benzeterek yüzünüzü kaşıyın, gözlerini kırptığında gözünüzü kırpın vs. Bu oyunu ara ara yaparsanız, bir süre sonra o da sizin hareketlerinizi taklit etmeye başlayacak :) Hem oyun oynamış olursunuz hem de kuşunuza bir çok yeni şey öğretmiş. Bazıları içinden geçiriyordur diye ekleyeyim, evet, papağanlar hangi vücut parçamızın, onların neresine denk olduğunu bilir. Kanatların ellere, ayakların pençelere, ağızın gagaya karşılık olduğunu bilirler.

Çocuk kitapları

Onlara küçük çocuklar için olan kitaplardan alın. Oturun, seslendirerek kitaptaki masallardan okuyun. Okumanız çok ilgilerini çekecek ve sizi dikkatle dinleyecekler. Tabii tam yemek saati değilse. Sakin sakin oturdukları yada sıkılmış göründükleri zamanları tercih edebilirsiniz.

Gıdı gıdı oyunu

Kuşunuzun karnına parmaklarınızı oynatarak "gıdı gıdı" diye yaklaştırın, ve birden karnını gıdıklayın ve gıdıklarken de gülün. (çok uzatmayın tabii bu olayı) Eğer kuşunuz sırt üstü yatacak kadar güveniyorsa kuşunuzu kucağınıza sırt üstü yatırıp da oynayabilirsiniz. Rika'yla böyle oynuyoruz biz genelde.

Cırt cırt oyunu

Kocaman, yırtması, parçalaması kolay bir kağıt bulun. Büyük bir saman kağıt yada tuvalet kağıdı, rulo peçete vs. Papağanınızı yatağa koyun ve kağıdı "birlikte" "Cıırt! Cırt!" diye diye paramparça edin. Bu oyuna bayılırlar.

Bunun dışında kendi oyunlarınızı da geliştirebilirsiniz. Zaman içinde bazı oyunları kuşunuz bile size öğretebilir. Yani her şeyi ona siz öğretmeyeceksiniz. Rika saklambaç oyununu sevdiği bir şekle kendisi çevirdi. Bazen perdeye tırmanıp perdenin arkasına saklanıyor, ben onu fellik fellik ararken gık çıkarmıyor. Sonunda ben “Rika yook!” dediğimde ortaya çıkıp kanat çırpıyor. Ben de “aa Rika buradaymıış!” diye el çırpıyorum vs. :D Başka bir türü de, uçup kafama konuyor ve gık çıkarmadan orada duruyor. Bende kafamda Rika, etrafta Rika’yı arıyorum. “Rika nerede Rika nerede?” derken, aynanın önüne geliyoruz ve ben aynadan onu gösterip “aa buradaymış!” diyorum ve Rika cakır cukur yaparak oradan kaçıyor. Bir süre sonra yine aynı şeyi tekrarlıyoruz :D Bu oyunu birlikte geliştirdik :)

Aklıma gelen oyunlar şimdilik bu kadar. Daha da fazlası olursa buraya ekleyebilirim.

Papağanlar bir oyunu sevdiklerinde ona mutlaka kendilerinden de bir şeyler katarlar. Bu durumda ona ayak uydurmaya çalışın. Unutmayın, papağanlar da bir çok hayvan gibi "oyuncudur" ve bundan maksat sadece onu bunu kemirmek değildir. Sadece ona "sizinle birlikte oynamasının normalliğini" öğretseniz yeterli, gerisi kendiliğinden gelir. Papağanlarda "eğlence" anlayışı olduğuna ben şahidim. Papağanınızla oynarken, karşınızda 1-4 yaşları arasında bir çocuk varmış gibi davranın. O yaştaki veletlerle nasıl oyun oynanıyorsa, papağanlarla da aynısının tıpkısı öyle oyun oynanır. Davranışlarınız, mimikleriniz, sevecenliğiniz küçük bir çocuğa oyun oynatıyor havasında olmalı. Bu çok önemli bakın. Bazen papağanı olan arkadaşlarım bana dert yanıyor. Sen bu kuşla oynadığında farklı davranıyor ben oynatmaya çalıştığımda farklı. Hatta oynayamıyoruz, ısırıyor, reddediyor yada öyle duruyor vs. diyorlar. Çünkü oyun oynatırken papağanlara şu bilinçle oynatmaya çalışıyorlar: “Bu bir hayvan. Ne kadar anlayabilir ki oyun olayını? Ne anlamı var şimdi bunu yapmamın?” yada oyun oynamak istiyorlar ama o kadar heykelsi bir tavırla hayvana yaklaşıyorlar ki, kuşcağız olayın oyun olduğunu anlayamıyor. Bu yüzden, papağanınızla oynarken, karşınızda küçük bir çocuk varmış gibi davranın diyorum. Çünkü hiçbir farkları yok! (ancak kendi açımdan, papağan değilde gerçek bir çocuk olsaydı karşımda yukarıda söylediklerimin tersine çevrilerek bana söylenmesi gerekirdi. :D İnsanlar inanmak istemiyor ama benim çocuklarla aram hiç iyi değildir :D)

Bu tip oyunların dışında numara eğitimleri de oyun sınıfına girer. Ancak numaralar, oyun ve eğitimin bir arada olduğu bir durum olduğu için biraz daha karşılık ilişkinin yerleşmesini gerektiriyor. Bu yüzden bu konu ilerleyen sınıflarda yer alacak.

Nehir

© 2011-2017 Papağan Okulu, Her hakkı saklıdır.
yuva | dersler | turler | okulun haylazları| iletişim