baslik

baslik02

baslik01

 

 


rika3RİKA

 

Kendisi DNA testli dişi bir Afrika Gri-Timneh papağanı olup 15 Nisan 2008 doğumlu. Hayatının ilk dönemleri hastalık ve sıkıntıyla geçmiş olsa da, evcil insanı Nehir’le yolları kesiştikten bir süre sonra eski günlerini tamamen unutarak hayatında yeni bir sayfa açtı. Hala eski günlerden yadigar bakımsız ve yoluk tüyleri bulunsa da, hepsini hızla yenilemeye ve ergenlik dönemine alımlı bir dişi olarak girmeye hevesli. Hobileri arasında sabah sporu olarak yerlerde koşuşturmak, ortalığı koparttığı karton parçalarıyla süslemek, çizgi film izlemek, ayna karşısında tüy bakımı ve manikür yapmak, ağaçların tepelerine tırmanmak ve elbette uçmak var. Sebzelerini dumanı tüterken yemek, bitki çayı içmek, kettle’da su kaynatma sesi çıkarmak ve müzik eşliğinde banyo yapmak da en büyük zevkleri arasında. Haftanın beş günü bir üniversitede kadrolu papağan olarak görev yapan Rika, radikal feminizme ilgi duymakta ve erkeklerden, başörtüsünden, beyaz saçlardan ve zürafa biçimli oyuncaklardan hiç hazzetmemekte.

rika4

Peki Rika bize ne öğretecek?

Rika bana ilk geldiğinde gerçekten berbat bir haldeydi. Bildiği tek şey ay çekirdeğiydi, tüyleri yoluk, kırpık ve renksiz, gagası pürüzlü, sağlıksız bir haldeydi ve gözlerinde sulanma vardı. (Bu durumdaki bir papağanın sende ne işi var diye sorarsanız, yılların tecrübesini neden sağlıksız bir hayvanı kurtarmaya harcamayayım ki? derim.)

Önce evcilleşmesine uğraştım tabii. Tamamen vahşi ve korkmuş bir kuştu. Üçüncü gününde bu vahşi doğasını aştık, artık gözlerine bakım yapabilecek kadar ele geliyordu ve kendisine dokunabiliyordum. Gözlerini günde üç dört defa "aynısefa ve rezene" bitkilerinden yapılmış demleme çayla sildim. Ve bu bakım çayını önümüzdeki bir iki ay boyunca aralıkla yapmak durumunda kaldım. Çünkü çay ona iyi gelse de, arada yine gözlerindeki sulanma nüksediyordu. Gözlerindeki bu hafif sulanma ve kızarıklık bana gelmeden önce çok pis, mikroplu bir yerlerde kaldığının göstergesiydi. Bu nedenle gözlerinin ve vücudunun temizliğine ekstra özen göstermem gerekti. Ayrıca göz çevresindeki beyaz deri tabakada da sararmalar ve kabuklanmalar vardı. Bu da bana, aynı şekilde vücudunun mikrop ve bakteri taşıdığını ve vitamin eksikliği sorunu olduğunu gösteriyordu. Ayrıca deri kurumasıda buna sebep olabilirdi. Bu nedenle göz çevresine de gelecek şekilde, hergün "elma sirkeli" suyla spreyledim onu, yine aynısefalı suyla kompres yaptım. Böylece vücudunun zamanla temizlenmesini ve derinin kendini hızlı yenilemesini sağladım. Önceki ve sonraki halini aşağıda görebilirsiniz:

rika2rika1

Ancak beni en çok uğraştıran, tüyleri oldu. Bana geldiğinde zaten tüy kırpma ve makaslama sorunu vardı. Ayrıca arada tüylerini yolduğu da oluyordu. Bacaklarında, göğsünde ve kanatlarının altında bir çok kel bölgesi vardı. İşin ilginç tarafı bu kel bölgelerden birinin de tam başının üzerinde olmasıydı. Yani gagasıyla ulaşamayacağı bir yerde. Bu bana, Rika'nın sadece psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel bir sorununun olduğunu da gösteriyordu. Ayrıca Rika normalde olması gerektiğinden daha az hareketliydi ve oyun oynarken bile canı sıkkın görünüyordu. İlk aklıma gelen şey, beslenme oldu. Çünkü vitamin ve mineral eksikliği olan, kötü ve tek yönlü beslenen kuşlarda bu tip sorunlar çok sık görülür. Rika'nın bana geldiğinde ay çekirdeğinden başka hiçbir şeyi bilmediği de bir gerçekti. Değil meyve sebze, fındığı fıstığı bile tanımıyordu. Bu nedenle ona özel lapalar yapıp yedirdim, sebze meyveye alışması için uzun süren bir mücadeleye giriştim. Aradan 6 ay geçtikten sonra Rika oldukça iyi beslenen bir kuş haline gelmişti. Göz çevresindeki sorunlar düzelmişti. Ancak tüyleri hala berbattı, ve yeni bir şey daha keşfettim; Rika "tüy çıkaramıyordu" Tek tük çıkardığı tüyleri de hemen kırpıyor, yada kırıp atıyordu. Tüy yolan, kırpan ve makaslayan kuşların ortak bir özelliği vardır: Size bir şey anlatmaya çalışıyorlardır! Anlatmaya çalıştıkları şey mutsuz oldukları olabilir, onu yanlız bırakmanızdan rahatsız oldukları olabilir, doğru beslenmedikleri olabilir vs. Ancak Rika bir kuşun isteyeceği hemen herşeye sahipti. Dışarıya çıkıyordu, ağaçlarda takılıyordu, evde binbir oyuncağı vardı, yanlız kalmıyordu, iyi besleniyordu, kocaman bir oyun bahçesi vardı, hayatı yeniliklerle doluydu vs. Eee? Geriye tek bir sebep kalıyordu, o da, "bir sağlık problemi"nin verdiği sıkıntıydı. Bunun üzerine onun sağlığını etkileyen sorunu bulmak için çabalamaya başladım. İnanın PFBD hastalığından bile şüphelendim. Her tür tedavi ve hastalığı düşündüm. Ancak hiçbir şey onu iyileştirmeye ve tüy sorununu aşmasına yardımcı olmadı. Artık bahar gelmişti ve Rika normalde çıkarması gereken tüylerin ancak %5'ini çıkarabiliyordu. Artık aklımda tek bir hastalık kalmıştı. Tiroid bezi az ya da çok mu çalışıyordu? (tiroid bezi sorunu yaşayan kuşlar tüy çıkarmakta zorlanır) Gerekli testi yaptırmak üzere kan örneği almaya ve İngiltere'ye göndermeye karar verdim. İşte bu kararımdan sadece bir gün sonra bir tesadüf gerçekleşti ve Rika'nın gerçek problemini keşfettim.

Rika'ya sabahları pirinç unlu karışık mama yediririm sabahları. Öğlende taze sebze-meyve tutuştururum eline. Ancak o gün sabah evde fazla sebze meyve kalmadığını farkettim ve sabah ilk işim gidip alışveriş yapmak oldu. O gün pazar varmış. Pazarda da "beyaz dut". Alışverişimi tamamlayıp geldim eve. Ve nedense Rika'ya pirinç lapası vermek yerine biraz beyaz dut verdim. Normalde bildiği ve yediği bir meyve değildi ama sabah açlığı dolayısıyla koca bir dutu indirdi mideye. Ve, aradan yarım saat geçti geçmedi, Rika kocaman bir bom! yaptı. (dışkıladı yani :)) Bom'un kocamanlığından dolayı güldüm, kızcağızım ne yaptın öyle, diye ve bir baktım ki ne göreyim? Dışkının içinde kocaman bir tenya!! (8 cm falandı) Evet, iğrenç olmasına iğrenç ama o anda benim kafaya dank etti. Rika'da iç parazit sorunu vardı ve iç parazit sorunu olan kuşlar tüy çıkaramaz ve sürekli karın ağrısı çektikleri için keyifsiz olurlar! Evet, aslında iç parazit ilk başlarda düşünmem gereken bir hastalıktı ancak Rika ilk geldiğinde dışkısında parazit izi görememiştim bu nedenle konu üzerine fazla düşünmeyip parazit sorununu elemiştim. Ancak bu olaydan sonra araştırıp sordum ki, iç parazit her zaman dışkıda göstermezmiş kendisini.

Ama yeni bir soru vardı kafamda. Rika neden durup dururken tenyayı düşürmüştü? Araştırmalarım neticesinde rastladım ki, "sabah aç karnına beyaz dut yemek" bağırsak kurtlarını öldürürmüş. Hemen kuşlar için bir iç parazit ilacı alıp (levamin ya da nilverm) Rika'ya uyguladım. Ancak bir iki yumurtadan başka bir şey düşürmedi. Yine de içime sinmiyordu, bir sabah ona yine aç karnına beyaz dut yedirdim. Evet, yarım saat sonra kocaman bir tenya daha düşürdü! Ve o zaman anladım ki, "aç karnına beyaz dut" tüm ilaçlarından daha etkili bir iç parazit ilacı!

Şimdi Rika tüylerini hızla yeniliyor. Tüy yolma/kırpma/makaslama sorunlarından tamamen kurtuldu. Hala vücudunda yoluk ve mat tüyler var ancak onlar da zamanla değişecek. Hiç kel bölgesi kalmadı vücudunda ve yeni çıkan tüylerinin rengi iyi beslenme ve kurtlardan kurtulmanın etkisiyle parlak ve sağlıklı. Ayrıca karın ağrısından kurtulduğu için çok daha hareketli, daha çok ötüyor. Hiç ses taklidi yapmazdı karnı ağrıdığında, şimdiyse konuşma denemelerinde bulunuyor ve bir çok alelacayip ses çıkarıyor :)

Nehir

© 2011-2017 Papağan Okulu, Her hakkı saklıdır.
yuva | dersler | turler | okulun haylazları| iletişim